DataTrek Research, “Altın, son 20 yılda S&P 500’ü büyük bir farkla geride bıraktı” diyor.
Altın, son yirmi yıldır ABD borsa endeksinin geniş çapta takip edilen bir göstergesini geride bıraktıktan sonra yeni bir paradigmaya girebilir.
Borsayı geride bırakması olağandışı
MarketWatch’tan Christine Idzelis’in haberine göre, DataTrek Research paylaştığı notta, “Altın, son 20 yılda S&P 500’ü büyük bir farkla geride bıraktı. Sarı metal bu dönemde yüzde 616 oranında getiri sağlarken S&P 500 yüzde 421 oranında değer kazandı” diyor.
DataTrek’in kurucu ortağı Nicholas Colas, işlerin ‘olması gereken’ gibi olmadığını söylüyor ve “Hisse senetlerinde vücut bulan insan zekası değerli de olsa, statik bir metalden daha iyi getiri sağlamalıdır” diye yazıyor.
FactSet verilerine göre, son kontrolde altın 2025’te şimdiye kadar yaklaşık yüzde 29 oranında artışla Çarşamba günü ons başına 3.398 dolar civarında işlem görüyordu. ABD’li büyük sermayeli hisse senetleri endeksi olan S&P 500 ise Çarşamba gününe kadar yılbaşından bu yana yüzde 8,1‘lik bir artışla geride kaldı.
Potansiyel rejim değişikliği
State Street Investment Management‘ta küresel altın stratejisi başkanı olan Aakash Doshi, “Altına fayda sağlayacak potansiyel bir rejim değişikliği içindeyiz” diyor. Doshi, ABD borsasının Donald Trump’ın 2 Nisan’da “Kurtuluş günü” tarifelerini açıklamasının ardından yaşadığı satış dalgasının ardından keskin bir toparlanma yaşamasına rağmen, altının rekor seviyesinden ‘zar zor’ uzaklaştığını belirtiyor. S&P 500 Çarşamba günü yeni bir rekor seviyede kapandı.
Doshi’ye göre, hükümet borç seviyelerine ilişkin endişeler ve zayıf ABD Doları arasındaki ‘alternatif itibari varlıklara’ olan talep, merkez bankalarının 2020 pandemisinden bu yana sarı metal alımlarını artırması ve yatırımcıların onu satın alan borsa yatırım fonlarına yeniden yatırım yapması nedeniyle altının kısmen fayda sağladığını belirtiyor.
Colas, “Altın tarihsel olarak bir kriz koruması olmuştur ve piyasaların daha sakin dönemlerinde düşük performans göstermiştir ancak 2020’den günümüze kadarki dönemde yeni bir paradigma ortaya koyuyor. Sadece hisse senedi piyasaları dalgalıyken değil, aynı zamanda daha sakinken de işe yarıyor” diye yazıyor.
Altının son dönemdeki yüksek performansının bir kısmı 2020 pandemi krizi sırasında ortaya çıkmış olsa da, DataTrek’e göre değerli metal 2022’den beri düzenli olarak daha iyi performans gösteriyor. Colas, altının son zirvesinin Nisan ayında ABD ticaret politikasına ilişkin endişeler arasında yaşandığını söylüyor.
Dalgalı seyir
Colas, son yirmi yılda altının göreceli performansının dalgalı seyrettiğini, ancak piyasa duyarlılığındaki değişimleri de vurguladığını sözlerine ekliyor. Örneğin, 2005’ten 2014’e kadar metalin göreceli olarak olağanüstü bir performans gösterdiğini belirten Colas, 2008’deki küresel mali kriz ve 2011’deki Yunanistan borç krizini örnek göstererek, küresel finans sistemine olan güvenin bu on yılın büyük bir bölümünde çok düşük olduğunu ifade ediyor.
Colas, “2020’den bu yana, hem jeopolitik gerilimler hem de ABD dışındaki merkez bankalarının alımları sayesinde altın güvenilir bir şekilde daha iyi performans gösterdi. Birçok ülke, dolar bazlı kağıt varlıklardan uzaklaşmak için uzun vadeli bir planın parçası olarak rezervlerine sarı metali ekliyor” diye yazıyor.
Enflasyondaki oynaklık ve tarifelerin etkisi
Bu arada, enflasyondaki oynaklık potansiyelinin yatırımcılar arasında altına olan ilgiyi artırabileceğini söyleyen Doshi’ye göre, tarifelerin tam etkisi hâlâ belirsizliğini koruyor.
Beyaz Saray, küresel çapta ticaret anlaşmaları üzerinde çalışıyor. Son olarak Donald Trump Salı akşamı sosyal medyada ABD’nin Japonya ile bir anlaşma imzaladığını duyurdu ve borsalar yükselişe geçti; S&P 500, Dow Jones ve Nasdaq Çarşamba gününü yükselişle kapattı.
Altını takip eden bir ETF olan SPDR Gold Shares Çarşamba günü yüzde 1,2 oranında düşüşle kapandı. FactSet verilerine göre, ETF bu yıl 22 Temmuz itibarıyla 8 milyar dolardan fazla giriş gördü.
Colas, “Altını, çeşitlendirilmiş bir portföye katma değerli bir katkı olarak hala seviyoruz” diyor.