Emtia piyasalarında tamamlanan haftada fiyatlamalar, ABD’de tarife rejimine ilişkin haber akışı ile ABD-İran nükleer görüşmelerine dair belirsizliklerin gölgesinde gerçekleşti.
Hafta boyunca küresel risk algısı, başta ABD ile İran arasındaki gelişmelerin etkisiyle şekillenirken ABD’nin ticaret politikalarında hukuki zeminin tartışmaya açılması da fiyatlamalarda belirleyici oldu.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin geniş kapsamlı tarifeleri dayandırdığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’nın (IEEPA) tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetmesi sonrasında, Washington’un yeni tarife mekanizmasına yönelmesi piyasalarda belirsizliği artırdı.
Trump, kararın ardından, 1974 Ticaret Yasası’nın 122’nci maddesi kapsamında 150 gün süreli küresel tarifeyi 10’dan yüzde 15’e yükselteceğini duyurdu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamalarda da geçici tarife oranının yüzde 10’dan 15’e çıkarılması için hazırlık yürütüldüğü bildirildi.
Jeopolitik tarafta ise tamamlanan haftada, ABD ile İran arasında 26 Şubat 2026’da İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen ve gelecek hafta Viyana’da teknik düzeyde sürdürülmesi beklenen nükleer temaslar, piyasaların kapanışının ardından 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın İsrail’e ve Körfez’de ABD üslerinin bulunduğu ülkelere füze misillemesi sonrası askeri tırmanışa dönüştü.
ABD ile İran görüşmelerinde ilerleme sağlandığı ancak bazı konularda anlaşmazlığın sürdüğüne işaret eden açıklamalar yatırımcıları tedirgin etmişti.
Görüşmelerden somut bir sonuç çıkmaması ve ABD’nin olası saldırılarını önleyecek bir adım sinyali gelmemesi, jeopolitik risklerin tırmanabileceği endişelerini canlı tutarak yatırımcıları görece riskli varlıklardan uzaklaştırarak güvenli liman varlıklara yönlendirdi.
Orta Doğu’da jeopolitik risk algısı yükseldi
BM Güvenlik Konseyi’nin acil toplantı kararı alması, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatına ilişkin endişelerin artması ve bazı sevkiyatların askıya alındığına yönelik haber akışı, Orta Doğu’da jeopolitik risk algısını yükseltti.
Gelecek hafta ise yatırımcıların odağında, söz konusu askeri gerilimin enerji arzı, deniz taşımacılığı ve petrol fiyatları üzerindeki kalıcı etkilerinin yanı sıra tarafların diplomatik kanalı yeniden işler hale getirip getiremeyeceğine ilişkin haber akışı bulunacak.
Viyana’da yapılması planlanan teknik temaslara dair mesajlar ile Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat akışına ilişkin gelişmelerin, küresel piyasalarda risk iştahı ve güvenli liman talebi açısından belirleyici olması bekleniyor.
İran ve ABD arasındaki devam eden gerilim ve nükleer müzakerelerin yanı sıra Afganistan ve Pakistan arasında başlayan çatışmalar da risk algısını artıran bir diğer unsur olarak öne çıktı.
Afganistan yönetimi sözcüsü Zabihullah Mücahid, yaptığı açıklamada, Pakistan ile karşılıklı düzenlenen saldırılarda 13 Afganistan askerinin yaşamını yitirdiğini ve 22’sinin yaralandığını bildirdi.
Pakistan ordusu ise Afganistan ile karşılıklı düzenlenen saldırılarda 12 Pakistan askerinin hayatını kaybettiğini, 27 askerin yaralandığını bildirdi.
Pakistan Enformasyon Bakanlığı 22 Şubat’ta, ülkede son dönemdeki bombalı saldırıların ardından Afganistan ile sınır hattında “terör kampı” olarak nitelendirdiği 7 noktanın hedef alındığını açıklamıştı.
Haftanın son gününde açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’ın, son derece iyi bir iş çıkardığı değerlendirmesinde bulundu.
Emtia fiyatlamalarında makroekonomik verilerin etkisi
Makroekonomik veri akışı da emtia fiyatlamalarında belirleyici olmaya devam etti. ABD’de Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ocakta aylık bazda yüzde 0,5 artarken, çekirdek ÜFE aylık yüzde 0,8 yükseliş kaydetti.
Veriler, tarife kaynaklı maliyet geçişkenliğine ilişkin endişeleri canlı tutarken para piyasalarında faiz indirimlerinin zamanlamasına dair beklentilerin temkinli kalmasına neden oldu.
Avrupa bölgesinde Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, gıda enflasyonunun tüketici algısı açısından kritik olduğuna işaret ederek, gıda enflasyonunun 2026 sonlarına doğru yüzde 2 seviyesinin “bir miktar üzerinde” dengelenmesini beklediklerini kaydetti.
Çin’de ise Çin Merkez Bankası (PBoC), yuanın hızlı değer kazanımını yavaşlatmak amacıyla döviz vadeli işlemlerinde uygulanan risk rezerv oranını 2 Mart itibarıyla yüzde 20’den sıfıra indirdi.
Bu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 3,96 seviyesinde tamamlarken dolar endeksi yüzde 0,2 azalışla 97,6 seviyesine geriledi.
Değerli metallerde güvenli liman talebi öne çıktı
Değerli metallerde fiyatlamalar, tarife belirsizliği ve ABD-İran hattındaki risklerin güvenli liman talebini desteklemesiyle şekillendi.
Hafta başında altının ons fiyatı, tarife rejimine ilişkin belirsizliklerin artmasıyla güvenli liman talebinden destek buldu. Piyasalarda ABD-İran nükleer görüşmelerinin üçüncü turuna odaklanılması jeopolitik tansiyonun yüksek kalmasına yol açarken ABD’nin 10 yıllık tahvil faizindeki gerileme de altını destekledi.
Bu gelişmelerle altının onsu, 5 bin 264 dolar seviyesini görerek ocak sonundan bu yana en yüksek seviyesini test etti.
Analistler, tarife belirsizliğinin “enflasyon-kanalı” üzerinden faiz patikasını etkileyebileceğini, buna karşın jeopolitik risklerin değerli metallerde fiyatları desteklemeyi sürdürdüğünü kaydetti.
Bunula birlikte, JPMorgan, uzun vadeli altın fiyat beklentisini 4 bin 500 dolara yükseltirken 2026 sonu için 6 bin 300 dolar tahminini korudu.
Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 10,9, platinde yüzde 9,5, paladyumda yüzde 2,3 ve altında yüzde 3,6 değer kazandı.
Baz metaller tarife endişeleri fiyatlandı
Baz metallerde fiyatlamalarda, ABD’nin ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler ile tedarik zinciri dinamiklerine yönelik gelişmeler etkili oldu.
Bakır tarafında, metalin enerji dönüşümü ve savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerdeki kullanım alanının artması, “stratejik metal” söylemini güçlendirdi.
Bu kapsamda ABD’nin 2025 boyunca 1,4 milyon ton rafine bakır ithal ederek yıllık bazda yaklaşık 730 bin ton artış kaydetmesi, piyasada hem talep görünümüne hem de olası tarife riskine karşı yapılan stoklamaya işaret etti.
Öte yandan, Chicago Mercantile Exchange’in (CME) depolarındaki stok artışıyla ABD’de biriken metal miktarı yatırımcıların odağına yerleşirken vadeli işlemlerde ABD fiyatlarının Londra Metal Borsası’na (LME) kıyasla primli seyretmesi, tarife riskinin tamamen ortadan kalkmadığına yönelik beklentileri canlı tuttu.
Analistler, baz metallerde kısa vadede ticaret politikalarına ilişkin haber akışının fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam edebileceğini ifade etti.
Piyasa yapısı tarafında ise LME, pozisyon limitlerine ilişkin kurallarda değişiklik öngören bir danışma süreci başlattı. LME, 6 Temmuz itibarıyla pozisyon limitlerinin belirlenmesi ve izlenmesine ilişkin sorumluluğun düzenleyiciden borsalara geçeceği yeni rejime uyum kapsamında, piyasa bütünlüğünü güçlendirmeyi hedeflediğini kaydetti.
Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar, nikelde yüzde 1,5, bakırda yüzde 2,2, alüminyumda yüzde 1,5 değer kazanırken çinkoda yüzde 1,7 ve kurşunda yüzde 0,1 azaldı.
Petrol fiyatları jeopolitik risklerden destek buldu
Enerji emtialarında haftanın ana belirleyicisi, ABD-İran müzakereleri etrafında şekillenen jeopolitik risk endişeleri oldu.
Brent petrol, jeopolitik risklerin etkisiyle tamamlanan haftayı 73 dolar seviyesinden kapatarak Haziran 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı gün ABD’de ham petrol stoklarının 16 milyon varil arttığı açıklandı.
Stok artışı beklentileri aşmasına rağmen Orta Doğu’da olası bir askeri gerilimin arzı sekteye uğratabileceği endişesi fiyatlar üzerinde etkili oldu ve fiyatlamalarda değer kaybını engelledi.
İngiltere merkezli küresel bankacılık ve finansal hizmetler grubu Barclays, olası bir arz kesintisinin boyutuna bağlı olarak Brent petrol fiyatlarının 80 dolar seviyesine doğru yükselebileceğini belirtti. Banka, günlük yaklaşık 1 milyon varillik bir arz kesintisinin, piyasada son dönemde öne çıkan “arz fazlası” anlatısını zayıflatabileceğini ve fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini kaydetti.
Goldman Sachs da OECD ticari petrol stoklarındaki görünümü gerekçe göstererek 2026 yılına ilişkin petrol fiyat tahminlerini yukarı yönlü güncelledi. Banka, stoklardaki sıkılaşmanın ve arz tarafındaki risklerin fiyatlamalarda belirleyici olmaya devam edebileceğine ifade etti.
Doğal gaz tarafında ABD’de hava koşullarına bağlı talep beklentileri yakından izlenirken arz artışı ve Çin’in spot talebindeki zayıflama fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.
Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 2,5 artarken New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 5,9 değer kaybetti.
Tarım emtiaları karışık seyretti
Tarım emtialarında tamamlanan haftada fiyatlamalarda, ABD kaynaklı dış ticaret politikasına ilişkin gelişmeler, ihracat verileri ile arz akışına yönelik riskler öne çıktı.
ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu (CBP), Yüksek Mahkeme kararının ardından bazı tarife kalemlerinin tahsilatını durduracağını duyururken piyasalar bu gelişmenin ticaret akışına etkilerini izledi.
Buğday tarafında ise Hindistan’da martta olağandışı sıcaklık beklentileri, verim riskleri üzerinden yakından takip edildi.
Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 1,9, soya fasulyesinde yüzde 1,5, pirinçte yüzde 2,2 ve mısırda yüzde 1,9 yükseldi.
ABD’de Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 0,36 artarken kahvede yüzde 1,98, pamukta yüzde 0,11 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 8,81 düşüşle tamamladı.

